Ana içeriğe atla

Kaybedişin Türküsü

Kaybetmek,bir trenin arkasından hiç geri gelmeyecek gibi el sallamaktır bir bakıma. Her insan aynı dozda yaşayamaz ama bence her insanoğlu elbet bir gün anlar.
  İlk kaybedişiniz çocukluğunuzda başlar aslında . O zamanlar sizin dünyanız olan balonlar sıkı sıkı tutamadınız diye size ceza uçuverirler anında gökyüzüne . Arkasından kendi gökyüzünüzde ne kadar yağmuru başlatsanızda fayda etmez geri gelmesine. Bir dahakine daha sıkı tutacağım desenizde kayıverir elinizden yine gökyüzüne. Çocukluğunuzdaki kaybediş büyüdüğünüzde daha farklı olur aslında.B u sefer balonlarınızı değil insanları, insanı kaybedersiniz. İlk önce küçükken giden balonlarınız gibi yerine yenisi gelir sanırsınız ama bir bakarsınız koca bir boşluk. Bence kaybetmek iki türlüdür  . En zoru ve en acısı ölümdür.
İnsanoğlu doğuşunu nasıl kabullendiyse ölümü bir o kadar kabullenememiştir kendi içinde. Çevrenizdeki  insanlar eşsiz olur sizin için önce . Hiç gitmeyecekmiş gibi sarılıverirsiniz sonra kollarınız yavaş yavaş gevşer. Bilirsiniz ki o kişi yüreğiniz kadar yakındır size. Sonra öyle bir an gelir vurgun yersiniz. Yüreğiniz kadar yakın olana amansızca el sallarsınız geri dönsün diye su yerine gözyaşlarınızı dökersiniz .  Ne fayda gider ama geri dönmez,dönemez. O anda anlarsınız kaybetmek nedir. Yüreğinize de koca bir elveda dersiniz
 Gözyaşlarınız pınar olur , düşündükleriniz feryat figan geriye kalır, anılar. O anda anlarsınız işte bir insanı bir dakika sonra kaybedecekmişsiniz gibi sevmeniz ve sıkı sıkı tutmanız gerektiğini.

Bilin kaybetmeyi,geri gelmeyecek treni
Ve sevin insanları,bir dakika sonra ölücekmiş gibi

Yorumlar

  1. Bu çok çok daha güzel, güzel yürekliiim -büş

    YanıtlaSil
  2. canım içi saol kardeşim benimmmmm

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

BUGÜN GİT YARIN GEL

Evet diyeceksiniz ki bu kız bu başlıkla ne anlatmak istemiş. Bu başlıkla aslında ben değil insanlar anlatmış  Geçen gün hastaneye gitmiştim. Bir amca danışmaya "kızım tahlil sonuçlarını ne zaman göstermem mümkün olur?" demişti. Danışman ise amcanın yaşlılığını bırakın yüzüne bakmadan "BUGÜN GİT YARIN GEL." demişti çoktan. O anda düşünmüştüm. Ne kadar kolay söylüyorduk" bugün git yarın gelirsin" ya da "git sen şimdi ben seni çağırırım". Oysa ki düşünmüyorduk git dediğimizi, neler yaşadığını en önemlisi de bizim git dememize rağmen tekrar geri gelmeyi göze aldığını göremiyorduk aslında.  Danışman düşünmüyordu amca nasıl gelmiş,niye gelmiş tekrar nasıl gelir? Ya da sevilen adamlar,kadınlar düşünmüyordu nasıl sevildi,nasıl hissedildi ya da" git" dedikleri geri geldi mi? Ne kadar garip. Biz git demesini bilirken gidenler tekrar geri gelmeyi göze almazken bize git diyenler olduğunda biz geri gelmeyi bırakın hiç gitmeyiz. Ne kadar tuhaf ...

KAYBOLAN BALONLAR ,KAYBEDİLEN İNSANLAR

Kaybeden insanları sevin ilk önce . Çünkü onlar bir insanın arkasından geri gelmeyeceğini bilse bile geri geleceğini düşünme umuduyla el sallar. Gözyaşlarını yüreğine gömüp tebessümleriyle yaşar. Önce ufakken sımsıkı tuttukları balonları gökyüzüne bırakarak veda ederler. Amansızca ilk el salladıkları olanlar balonlar olur. Sonra büyürler en sevdiklerine veda ederler. Bu sefer yürekleri önlerinde amansızca bekleyiş başlar . Umut ettiklerini her gecede gündüzde yaşarlar. Özlediklerini hissettiklerinde sessizce haykırarak ağlarlar. Diyorum ya siz siz olun kaybetmeyi bilen insanları sevin. Çünkü onlar bir dakika sonra kaybedecekmiş gibi severler sizi. Bildim ben kaybetmeyi Sevdim şimdi Bir dakika sonra Yok olacaklarmış gibi Sevin şimdi siz Geri gelmeyecekleri