Ana içeriğe atla

PAPATYA ŞEHRİ YÜREKLER MEZARLIĞI

Bazı insanlar gömülüdür aslında hafızanızın kıyısında. İlk başlarda her gün ziyaret edersiniz. Duaları sözleriniz ,çiçekleri  papatya misali olan yaşlarınız olur. 

Yaşanmışlıkları,yaşadıklarınızı ve size yaşattıklarını konuşarak değil susarak anlatırsınız. Ağzınız mühür ,gözleriniz yüreğinize odaklı olur. O ya da onlar sizi kolay bırakır ama siz kolay kolay ziyareti bırakamazsınız.
Konuşmayı bırakın varlığı olmayan birini her gün hafızanızda ziyaret edersiniz ilk başlarda.
Sonra kelimeler ağzınıza ,sevginiz yüreğinize ve anılar hafızanıza yetmez olur. O anda ziyareti bırakırsınız.
Ayda
 bir sonra yılda bir ve bir daha ziyarete gitmezsiniz. 
  İlk başta bir nefret kaplar yüreğinizi. Yüreğinizde ki sevgi yerini amansızca öfkeye bırakır. Bir zamanlar yüreğinizde papatyalar , gözlerinizde yaşlarla koşarak gittiğiniz yüreğinizde ki  o mezara bırakın şimdi gitmeyi hatırlamaz olursunuz. Nefret ve öfke yerini koca bir boşluğa bırakır. İlk önce suskunluğunuz veda eder hafızanıza. Sonra papatyalar kurur yüreğinizde ve en son hafızanızın kıyısına vurur anılar. O anda koca bir elveda deyip yolunuza devam edersiniz. 

Aslında hayatta olan insanlar siz de yaşamasını istediğiniz kadar yaşarlar . Ve siz de istediğiniz kadar hayatta kalırlar. Yaşatmak ne kadar kolay olursa hafızanızda öldürmek o kadar zordur aslında .

Siz siz olun kendinizi kaybedene kadar kimseyi siz de yaşatmayın .

Hafızamın kıyısında gömülü
Şimdi anılar
Ellerimde papatyalar
"Elveda" dedi insanlar


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KAÇ KIRIK BATTI YÜREĞİNİZE? YARADAN YARATTI BİR YÜREKLE,BİRDE BİZİM BİLE OLMAYAN RUHLA KULSUNUZ,YÜREĞİNİZE SEVGİ,SİZİN BİLE OLMAYAN RUHUNUZA SAYGILAR

Çağımızın en büyük problemiydi"fazla güvenmekle,fazla hayal kırıklığı". Kaç kırık battı yüreğinize ya da kaç kişiyi sığ deniz bulup atladınız masalına? Bence güven sığ bir denizdi. Herkese güvenilir mi demeyin zira başka çareniz yok. Herkese değilde "yüreklerine" güvenilir. O yüreği verene saygıda kusur etmemek için sığlığını koruyan da olur,bunu unutup alabora edende olur. Seçim bizim,kendimizdeki iç sesimizin olur. Eğer bir insanın yüreğine yakınsa yüreğiniz,ağzınızdan cümleler istemsizce dökülüyorsa bilin ki yolculuğunuz başlamıştır. Bu yolculukta yoldaşlarınız ya sizi iter ya da elinizden sıkı sıkı tutar. Siz karar vermelisiniz. Önceden anlaşılmaz insan. Ben çok güvenenlerdenim. Önce bakarım sonra "Yaradanımın yarattığıdır ,yanıltmaz "der sıkıca sarılırım yüreğine. Kolay kolay bırakmam sığ denizime aldıklarımı. Yolda bırakanlarda olur ,yol boyu beni taşıyanlarda. Olsun be bırakılsam da hayat ,,üzülsem de vardır yarattığımın bir bildiği der devam e...

BİZİM BU GENÇLİĞİN YÜREĞİ NEREYE GİDİYOR?

 Şimdi ki sevmeler ,nerede eskideki yürekler?  Ah bu yeni çağ insanı. Dudaklar söyler seni seviyorumu lakin yürek bilmez kaç kişiyi aynı anda sevdiğini. Bizim bu gençliğin yüreği nereye gidiyor ? Pardon kaç insanı aynı anda seviyor demeliydim. Garip değil mi? Kimsenin hayatında “biri” olmuyor birileri hep kenarda  sırasını bekliyor. Sonuçta seçenekler arttıkça insanın kafası karışıyor Siz beni anladınız. Neyse biri olsa nasıl olurdu ? Biri olmalı mesela hayatınızda . Hem Cumartesi hem Pazar . Pazarları tatile çıkmalısınız yüreğinde ,Cumartesi koşuşturmalısınız. Ellerinden tutmamalısınız,yüreğinizin parmakları onun yüreğiyle kenetlenmeli. Yüzünüzün kenarındaki çizgiler olmalı. Hani şu tebessüm dediğimiz. Siz giderken sizde kalmalı mesela. Sonra,sevdiğiniz bir yemek gibi olmalı. Her önünüze geldiğinde, her gördüğünüzde iştahla sevmelisiniz. Biri olmalı mesela hayatınızda. Sağlığınızda değil hastalığınızda olmalı. Hem sağlığınızda bedeninizde ,ruhunuzda yanınızda. İla...

BUGÜN GİT YARIN GEL

Evet diyeceksiniz ki bu kız bu başlıkla ne anlatmak istemiş. Bu başlıkla aslında ben değil insanlar anlatmış  Geçen gün hastaneye gitmiştim. Bir amca danışmaya "kızım tahlil sonuçlarını ne zaman göstermem mümkün olur?" demişti. Danışman ise amcanın yaşlılığını bırakın yüzüne bakmadan "BUGÜN GİT YARIN GEL." demişti çoktan. O anda düşünmüştüm. Ne kadar kolay söylüyorduk" bugün git yarın gelirsin" ya da "git sen şimdi ben seni çağırırım". Oysa ki düşünmüyorduk git dediğimizi, neler yaşadığını en önemlisi de bizim git dememize rağmen tekrar geri gelmeyi göze aldığını göremiyorduk aslında.  Danışman düşünmüyordu amca nasıl gelmiş,niye gelmiş tekrar nasıl gelir? Ya da sevilen adamlar,kadınlar düşünmüyordu nasıl sevildi,nasıl hissedildi ya da" git" dedikleri geri geldi mi? Ne kadar garip. Biz git demesini bilirken gidenler tekrar geri gelmeyi göze almazken bize git diyenler olduğunda biz geri gelmeyi bırakın hiç gitmeyiz. Ne kadar tuhaf ...