Ana içeriğe atla

UNUTMAK MI YOKSA HATIRLAMAMAK MI ?

Unutmak mı yoksa hatırlamamak mı? İlk önce yaşamaya başlarsınız her şeyi. Kendinize işlersiniz kaneviçe gibi herkesi. Bir ilmek, bir insan. Bir sevmek, bir düğüm. Gergefi gerdikçe gerilir ruhunuz. Bitsin istersiniz. Düğümlendikçe düğümlenir içiniz. Anıları, yaşadıklarınızla birlikte yaşamadıklarınızı gömmek istersiniz. İşte o anda unutmak mı yoksa hatırlamamak mı? Bence siz kendinizi unutursunuz ama herkesi hatırlamassınız. Dikkat edin herkesi unutursunuz demiyorum. Kendinizi unutursunuz. Anıları, damla damla akan yaşlarınızı, tebessümlerinizi ilk başta kendinize işlediğiniz herkesi sadece hatırlamazsınız. Sığ bir deniz gibi hafızanıza yerleştirirsiniz. Yıllanmış şarap misali . Ama kendinizi kolay unutursunuz.  Eğer unutmasaydınız kaniviçe gibi tek tek işlemezdiniz hafızanıza. Eğer unutmasaydınız hatırlananlardan olurdunuz . Siz siz olun unutmayın kendinizi hatırlatın her şeyinizi.
Unutur oldu 
İnsanlar kendilerini.
Hatırlamazlar şimdi,
Kaniviçe gibi işledikleri
Her şeylerini, herkesi olan kimsesizlerini

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BUGÜN GİT YARIN GEL

Evet diyeceksiniz ki bu kız bu başlıkla ne anlatmak istemiş. Bu başlıkla aslında ben değil insanlar anlatmış  Geçen gün hastaneye gitmiştim. Bir amca danışmaya "kızım tahlil sonuçlarını ne zaman göstermem mümkün olur?" demişti. Danışman ise amcanın yaşlılığını bırakın yüzüne bakmadan "BUGÜN GİT YARIN GEL." demişti çoktan. O anda düşünmüştüm. Ne kadar kolay söylüyorduk" bugün git yarın gelirsin" ya da "git sen şimdi ben seni çağırırım". Oysa ki düşünmüyorduk git dediğimizi, neler yaşadığını en önemlisi de bizim git dememize rağmen tekrar geri gelmeyi göze aldığını göremiyorduk aslında.  Danışman düşünmüyordu amca nasıl gelmiş,niye gelmiş tekrar nasıl gelir? Ya da sevilen adamlar,kadınlar düşünmüyordu nasıl sevildi,nasıl hissedildi ya da" git" dedikleri geri geldi mi? Ne kadar garip. Biz git demesini bilirken gidenler tekrar geri gelmeyi göze almazken bize git diyenler olduğunda biz geri gelmeyi bırakın hiç gitmeyiz. Ne kadar tuhaf ...

Kaybedişin Türküsü

Kaybetmek,bir trenin arkasından hiç geri gelmeyecek gibi el sallamaktır bir bakıma. Her insan aynı dozda yaşayamaz ama bence her insanoğlu elbet bir gün anlar.   İlk kaybedişiniz çocukluğunuzda başlar aslında . O zamanlar sizin dünyanız olan balonlar sıkı sıkı tutamadınız diye size ceza uçuverirler anında gökyüzüne . Arkasından kendi gökyüzünüzde ne kadar yağmuru başlatsanızda fayda etmez geri gelmesine. Bir dahakine daha sıkı tutacağım desenizde kayıverir elinizden yine gökyüzüne. Çocukluğunuzdaki kaybediş büyüdüğünüzde daha farklı olur aslında.B u sefer balonlarınızı değil insanları, insanı kaybedersiniz. İlk önce küçükken giden balonlarınız gibi yerine yenisi gelir sanırsınız ama bir bakarsınız koca bir boşluk. Bence kaybetmek iki türlüdür  . En zoru ve en acısı ölümdür. İnsanoğlu doğuşunu nasıl kabullendiyse ölümü bir o kadar kabullenememiştir kendi içinde. Çevrenizdeki  insanlar eşsiz olur sizin için önce . Hiç gitmeyecekmiş gibi sarılıverirsiniz sonra kolların...

KAYBOLAN BALONLAR ,KAYBEDİLEN İNSANLAR

Kaybeden insanları sevin ilk önce . Çünkü onlar bir insanın arkasından geri gelmeyeceğini bilse bile geri geleceğini düşünme umuduyla el sallar. Gözyaşlarını yüreğine gömüp tebessümleriyle yaşar. Önce ufakken sımsıkı tuttukları balonları gökyüzüne bırakarak veda ederler. Amansızca ilk el salladıkları olanlar balonlar olur. Sonra büyürler en sevdiklerine veda ederler. Bu sefer yürekleri önlerinde amansızca bekleyiş başlar . Umut ettiklerini her gecede gündüzde yaşarlar. Özlediklerini hissettiklerinde sessizce haykırarak ağlarlar. Diyorum ya siz siz olun kaybetmeyi bilen insanları sevin. Çünkü onlar bir dakika sonra kaybedecekmiş gibi severler sizi. Bildim ben kaybetmeyi Sevdim şimdi Bir dakika sonra Yok olacaklarmış gibi Sevin şimdi siz Geri gelmeyecekleri